-“Oğlum bahçeyi gördün mü?”. Yüzünde tebessüm vardı annemin.
+“Ne oldu ki anne?”
-“Babaannen senin için diken ağacı dikti”
Heyecandan koşarak çıktım evden. Aman
Allah’ım! Babaannem bana gülümsüyordu. Mutluluğumu görünce haklı bir gurur
kapladı yüzünü. Ben çok severim diye yapmıştı bunu. Koştum gittim, sımsıkı sarıldı bana. Yatılı
liseyi yeni kazanmıştım. Sarılırken hafiften ağladığını hissettim. Bu sefer
daha sıkı sarılan bendim.
O sıralar diken ağacının asıl adının
akasya olduğunu henüz bilmiyordum. Ama babaannem iyi bilirdi benim en sevdiğim
ağacın, çiçeğin ve kokunun diken ağacı olduğunu. İsmini bilmiyorduk belki ama
“Bembeyaz olunca çok seversin sen” demesi hiçbir isme gerek bırakmıyordu.
Yatılıdan gelmeyi en çok Mayıs ayında severdim.Eve giden yoldan geçerken bembeyaz bir gökyüzünün
altından geçer gibi hissederdim. Ama en önemlisi de bahçede bembeyaz bir ağaç
mükemmel kokusuyla beni beklerdi. Çaktırmadan babaannemi izlerdim. Benim ağacı
sevmem onu inanılmaz mutlu ederdi.
Ben yatılı okula giderken, akasya da
beni beklerken büyüdük beraber. Ben büyüdüm, sokakları “Akasyalı Sokaklar”
olarak adlandırılan kente üniversiteye geldim. Renkleriyle, kokularıyla hiçbir
yerde ayrılmadık. O ise memleketimde evimin bahçesinde babaannemim bana emaneti
olarak kök salmaya devam ediyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder