27 Ekim 2013 Pazar

AKASYA

-“Oğlum bahçeyi gördün mü?”. Yüzünde tebessüm vardı annemin.
+“Ne oldu ki anne?”
-“Babaannen senin için diken ağacı dikti”

Heyecandan koşarak çıktım evden. Aman Allah’ım! Babaannem bana gülümsüyordu. Mutluluğumu görünce haklı bir gurur kapladı yüzünü. Ben çok severim diye yapmıştı bunu.  Koştum gittim, sımsıkı sarıldı bana. Yatılı liseyi yeni kazanmıştım. Sarılırken hafiften ağladığını hissettim. Bu sefer daha sıkı sarılan bendim.

O sıralar diken ağacının asıl adının akasya olduğunu henüz bilmiyordum. Ama babaannem iyi bilirdi benim en sevdiğim ağacın, çiçeğin ve kokunun diken ağacı olduğunu. İsmini bilmiyorduk belki ama “Bembeyaz olunca çok seversin sen” demesi hiçbir isme gerek bırakmıyordu.

Yatılıdan gelmeyi en çok Mayıs ayında severdim.Eve giden yoldan geçerken bembeyaz bir gökyüzünün altından geçer gibi hissederdim. Ama en önemlisi de bahçede bembeyaz bir ağaç mükemmel kokusuyla beni beklerdi. Çaktırmadan babaannemi izlerdim. Benim ağacı sevmem onu inanılmaz mutlu ederdi.

Ben yatılı okula giderken, akasya da beni beklerken büyüdük beraber. Ben büyüdüm, sokakları “Akasyalı Sokaklar” olarak adlandırılan kente üniversiteye geldim. Renkleriyle, kokularıyla hiçbir yerde ayrılmadık. O ise memleketimde evimin bahçesinde babaannemim bana emaneti olarak kök salmaya devam ediyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder