Merhabalar Ercan Bey;
Yazılarınız beni her zaman derinden
etkiledi. Özellikle babanızla ilgili yazdıklarınız.”Ben büyüdüm baba” ve”
Ölülerimiz nerede ?” nin etkilerini anlatamam bile. Babamla ayrı kuşakta
olmamız çok problem olmuştur. Ben ODTÜ’ de öğrenciyim. Gurbette okuyan bir
öğrenci olarak her eve gitmeden " bu sefer o konulara girmeyeceğim, babam
ne derse çok üstelemeyeceğim." derim siyasi konuları kastederek. Ama
dizginlenemez muhalif kişiliğim. Üzülürüm sonra. Gelirim gurbete, aklıma babamla
olan tartışmalar takılır. Çevremde hemen hemen kimseye anlatmam, anlatamam
bunu.
Bir köşe yazısı okurken (Ne alakası
var baba! )gördüm benzer sorunu yaşayan ve bunu çok iyi anlatan başka biri varmış.
Yazıların devamını okudukça gördüm ki sadece o sorunu yaşamak değil, asıl
yaşayanın kimliği beni bu kadar etkileyen, büyüdüğü yerler, çocukluğu... Bu
samimiyeti ve kendime yakınlığı bulamamıştım başka bir yerden. Hem de baba ile
en sevilen oğul arasındaki ilişkiyi.
O yazıdan sonra başladı sizinle
tanışmam. Arkadaşlarınızın dediği gibi
yazılarını izleyerek okudum. Sonra oyunculuğunuz, senaryolarınız geldi. Hepsi
de izler bıraktı.
Sonra “Peri Gazozu” çıktı. Bu
yaşanmış yazıların çoğunu okumuş olmama rağmen tekrar tekrar okudum,
okutturdum. Sonra Ankara’da bir kitapevindeki imza gününe katılacağınızı duydum
(Geçen hafta). Hazırlıkları yaptım. Sizinle tanışacaktım. Ama sonra hiç hesapta olmayan iş görüşmesi
çıktı. Gidip hızlı bir şekilde dönebilirdim trenle. Neticede artık hızlı
trenler vardı. Ama aksilikler bırakmadı peşimi. Görüşmenin uzaması, ne zaman
biteceği belli olmadığı için trende yer kalmaması…
Sizden ricam Ercan Bey, bu postayla gönderdiğim kitabınızı imzalayıp
yine içindeki zarfla geri yollatabilir misiniz? Çok sevdiğim ve samimi bulduğum
yazarın bu kitabını bana her zaman onur verecektir…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder